User-agent: * Disallow: gecko - Mozilla, Firefox, Camino





mgulay

siteharitası

Tüccarın İbadeti

13/3/2008 · Kategori: Edebiyat

       İlmin kapısı ve velayet ağacının köklerinden biri olan Hz.Ali (k.v.) ibadeti üçe ayırmıştır.Bunlar; a)Kölelerin ibadeti , b)Tüccarların ibadeti ve c)Hür olanların ibadetidir.
      TANRI'ya korkarak İBADET edenlerin ibadeti, KÖLELERİN İBADETİ'dir. Bir şey umarak İBADET edenlerin ibadeti TACİRLERİN İBADETİ'dir. TANRI'ya şükrederek edilen İBADET, HÜRLERİN İBADETİ'dir. En mükbulü de budur!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

İlk Unutulan İyiliktir

13/3/2008 · Kategori: Edebiyat

Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir.

Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. Kurt adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar: "Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler."

Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar.

Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü "görmedim" der ve avcılar uzaklaşır.

Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar.

Çok teşekkür ederim" der kurt, "Bana büyük bir iyilik yaptın" Önemli değil" der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye baslar.

"Bir dakika" diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum, çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve burada senden başka yiyecek bir şey yok."

Köylü şaşırır: "Olur mu, ben senin hayatını kurtardım."

"Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur" der kurt. "Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım."

Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler.

Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar. "Ne vefası" der kısrak, "Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığımda beni böylece kapıya kovdu... "

Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar. "Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim" der köpek, "Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla
vurur..."

Kurt köylüye döner, "İşte gördün" der. Köylü de son bir çabayla "Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye" diye cevap verir.

Bu kez karşılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar. Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir."

Her şeyi anladım da" der tilki "Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın..?"

Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar:
"Gözümle görmeden inanmam..." İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez, tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar. Köylü eline bir taş alır ve "Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık" diyerek torbanın içindeki kurdu bir süre pataklar. Sonra tilkiye döner "Sana minnettarım beni bu kurttan
kurtardın" der.

Tilki de "Benim için bir zevkti" diye cevap verir. O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu kürkü satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi öldürür.

Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:
"Haklıymışsın kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş..."

CAN DÜNDAR

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7 ALTIN öĞÜT

14/12/2007 · Kategori: Edebiyat

- Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol
- Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
- Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
- Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
- Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol
- Hoşgörülükte deniz gibi ol
- YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL
                                                                      Hz Mevlana

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Eski Bir Tapınak Yazıtı

14/12/2007 · Kategori: Edebiyat

''Gürültü patırtının ortasında sessizce, sukunetle dolaş; sessizliğin içinde
huzur var.Sakın bunu unutma.
Herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en
iyi karşılık: unutmak olsun. ''

Bağışla ve unut...
Ama kimseye teslim olma...
İçten ol;
Telaşsız anlat...
Kısa, açık ve net konuş...
Başkarına da kulak ver...
Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları,
Çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız...
Yaptığın planların değil...
Başardıklarının da...
Tadını çıkar...

''Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen. Hayattaki dayanağın işindir,
unutma. Sevebileceğin bir iş seçersen yaşamında
bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki,
başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken
verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın... ''

Olduğun gibi görün...
Ve göründüğün gibi ol...
Sevmiyorsan eğer...
Sever gibi yapma...
Çevrene, tanıdıklarına...
Önerilerde bulun...
Fakat asla hükmetmeye kalkma.

''İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki,
insanlığın sevgi konusunda yüz yıllardır öğrenebildiği
bir kumsaldaki kum taneciği bile değildir.''

Aşka sakın burun kıvırma...
Aşk nedir?

''Çöl ortasındaki yemyeşil bahçedir.... O bahçeye bakmayı hak etmiş bir
bahçevan olmak için her bitkinin sürekli ilgiye,
yardıma, bakıma, sevgiye ihtiyacı olduğunu da unutma.''

Hayatta kaybedebilirsin...
Kaybetmeyi...
Ahlaksızca bir kazanca tercih et.


''Birincisinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
Bazı idealler o kadar değerlidir ki; o yolda mağlup olman bile
zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.''

Yıllar geçiyor, geçecek...
Yılların geçmesine öfkelenme...

''Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe.Yapamayacağın
şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme.

Rüzgarın yönünü...
Değiştiremiyorsan...
Yelkenlerini...
Rüzgara göre ayarla...

''Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip
getirmediğinle ilgilenir.''

Arasıra...
Kendini tutamayabilirsin...
Yüreğini isyana kaptırabilirsin...
Fakat unutma:
Evreni yargılamak imkansızdır.

''Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol... ''

Annenin seni doğurduğu..
Saatleri hatırlıyor musun?
Sen ağlarken...
Herkes sevinçle gülüyordu...

''Öyle bir ömür geçer ki, sen öldüğünde herkes ağlasın.''

Sabırla, sevecan ol...
Erdemini yitirme...

''Önünde, sonunda sahip olduğun tek servet yine kendinsin. Görmeye çalış ki,
bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik
güzel mekanıdır.''

( Xsentos Milattan Önce 9. Yüzyıl.)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Greeeeev

24/11/2007 · Kategori: Edebiyat

          Bu telekom grevide çok uzadı.Uuuf 1 aydan fazla oldu?Adres değiştirdiğim için yeni telefon bağlatamıyorum.Taşın internet kafeye.Tamda şu blog işinde hızımı almıştım ve bayda sevmiştim.İşçi kardeş bu işin astarı size yüzünden pahalıya gelmiyecekmi?Neyse beni boş verin devam hak aramaya?

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖYLE HASRETİM Kİ EZAN SESİNE

13/11/2007 · Kategori: Edebiyat

ÖYLE HASRETİM Kİ EZAN SESİNE

 Bu kent her şeyiyle bana yabancı,

Caddeler,binalar,bütün insanlar
Öyle hasretim ki ezan sesine,
Ararım çevremde minare cami,
Lakin takılırım çan kulesine,
Her semtin muhteşem kilisesine
Yad’el elemleri sarar içimi....

Uzaklarda yurdum, burdan çok uzak
Her mevsim güneşle, masmavi göklü
Cami, kubbeli, kümbetli, köşklü.
Ozanlı, garipli, kervansaraylı
Yok haber onlardan, baba evinden
Bu yüzdendir halim kopuk bir yaprak
Herşey çok uzakta benden, çok uzak

Gözlerim daima engine dalar
İsterim ki; her an Anayurdum’da
Dağları dumanlı, yaslı Kırım’da
Ata ocağında, bizim konakta
Bir bakır sinili sofra başında
İftar beklenilsin, dua edilsin.
Ve sessiz sedasız yemek yenilsin.
Sonra şadırvanda abdest alınıp
Hep birlikte teravih’e gidilsin.

Uyansam her sabah ezan sesiyle
Görsem Ayşeciği su testisi ile
Ninemi yaşmaklı namaz kılarken.
Dinlesem dedemi KURAN okurken
Başımı huşuyla yastığa koysam
Sonra toparlanıp yola koyulsam.

Yahut günün şavkı vururken camdan
Heybetli sesiyle çağırsa babam.
Annem de kalk yavrum, aslanım dese
Tutup elleriyle omuzlarımdan
O müşfik haliyle sarılsa, öpse....

Evet, yurdum uzak; burdan çok uzak
Bir ferahlık yahut bir şey umarak
Düşerim yollara akşam üstleri
Böyle çaresizim yıllardan beri

Her zamanki gibi yorgun ve bitkin,
Arıtıp yükünü hasta kalbimin
Her an heyecanlı gözlerimde yaş
Görmek ümidiyle bir Türk, bir dildaş
Dolaşırım Paris caddelerini,
Yorgun akan Sen’i köprülerini....

Bir karakış vakti Sen kıyısında
Kafamın içinde Türklük ülküsü
Ruhumu kavuran özyurt hasreti
Böyle geçeceğim ebediyete
Donmuş cesedimi bulup çöpçüler
Defnedilmek üzere götürecekler
Kimim ben ve neyim, ne bilecekler!

(Bu şiir 1947 yılında, Paris’te, Sen nehri kıyısında sahipsizce ölü bulunan bir kişinin cebinde bulunmuştur)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Technorati Profile Google PageRank module - CamelPark SEO centrum Image Hosted by ImageShack.us Blogarama www.sitemerkezi.net hitkazan